Mührü Süleyman korur mu ?

Ruzgar

New member
Kişisel Bir Başlangıç: Korunduğumu Hissettiğim Anlar ve Şüphelerim

Mührü Süleyman meselesiyle ilk temasım, zor bir dönemden geçen bir yakınımın boynunda taşıdığı küçük bir kolyeyle oldu. “Beni koruduğuna inanıyorum” demişti. O an bunu sorgulamadım; çünkü insan bazen korunmaya inanmak ister. Yıllar içinde aynı sembolü takan, evine asan, arabasında taşıyan farklı insanlarla karşılaştım. Kimileri için bu bir inanç, kimileri içinse kültürel bir alışkanlıktı. Fakat zihnimde hep aynı soru kaldı: Mührü Süleyman gerçekten korur mu, yoksa korunma hissini mi üretir?

Mührü Süleyman Nedir? Tarihsel ve Metinsel Çerçeve

“Mührü Süleyman” ifadesi, Hz. Süleyman’a atfedilen bir güç ve otorite sembolünü anlatır. İslam geleneğinde Hz. Süleyman’a verilen hükümranlık ve hikmet Kur’an’da açıkça geçer (Neml 15–44; Sâd 30–40). Ancak Kur’an’da, bu mührün fiziksel bir nesne olarak insanları veya mekânları “koruduğuna” dair bir ifade yoktur.

Yahudi ve erken dönem mistik metinlerde ise Süleyman’ın Tanrı tarafından verilen bir mühürle cinlere hükmettiği anlatılır. Bu anlatılar, kanonik metinlerden ziyade apokrif ve folklorik kaynaklara dayanır. Akademik literatür, elimizde Hz. Süleyman’a ait olduğu doğrulanmış bir mühür veya bu mührün koruyucu işlevini kanıtlayan tarihsel bir belge bulunmadığını vurgular (Gershom Scholem, Kabbalah, 1974).

“Korur” İddiası Nereden Geliyor? İnanç ve Psikoloji

Bir nesnenin koruduğuna inanılması, çoğu zaman psikolojik ve toplumsal süreçlerle ilgilidir. Psikoloji literatüründe bu durum plasebo etkisi ve sembolik güven kavramlarıyla açıklanır. İnsan, bir sembole anlam yüklediğinde, o sembol kaygıyı azaltabilir ve kişiye kontrol hissi verebilir (APA Dictionary of Psychology).

Mührü Süleyman’ın muska olarak kullanılması da bu çerçevede değerlendirilebilir. “Beni koruyor” düşüncesi, kişinin stresle başa çıkmasına yardımcı olabilir. Ancak bu, sembolün nesnel olarak bir tehlikeyi engellediği anlamına gelmez. Buradaki ayrımı net yapmak önemlidir: hissedilen koruma ile kanıtlanabilir koruma aynı şey değildir.

Erkek Yaklaşımları: Strateji, Kanıt ve İşlevsellik

Forumlarda ve yüz yüze sohbetlerde erkeklerin konuya yaklaşımında sıkça stratejik ve çözüm odaklı bir dil görüyorum. “Ne işe yarıyor?”, “Hangi durumda koruyor?”, “Somut bir etkisi var mı?” gibi sorular öne çıkıyor. Bazı erkekler, Mührü Süleyman’ı tarihsel bir sembol olarak kabul edip, koruma işlevini reddediyor. Onlara göre gerçek koruma; önlem almak, risk analizi yapmak ve somut çözümler üretmekle sağlanır.

Bu yaklaşımın güçlü yanı, batıl inanç ile kanıtlanabilir bilgi arasına mesafe koymasıdır. Ancak zayıf yanı, sembollerin insanlar üzerindeki psikolojik ve sosyal etkisini bazen göz ardı etmesidir. Korunma hissinin, davranışları olumlu yönde etkileyebileceği gerçeği, tamamen işlevsiz sayılmamalıdır.

Kadın Yaklaşımları: Empati, Anlam ve İlişkisel Boyut

Kadınların yorumlarında ise mührün “koruyup korumadığı” sorusu kadar, “insanlara ne hissettirdiği” önemlidir. Birçok kadın, Mührü Süleyman’ı zor zamanlarda bir dayanma noktası olarak gördüğünü dile getirir. Bu, yalnızca bireysel bir inanç değil; aynı zamanda kültürel bir aktarımın parçasıdır. Anneanne, anne, kız arasında aktarılan bir sembol, duygusal bir bağ da oluşturur.

Burada genelleme yapmamak gerekir. Eleştirel düşünen, sembollerin istismar edilmesine karşı çıkan çok sayıda kadın da vardır. Ancak empatik ve ilişkisel yaklaşım, mührün “koruma” iddiasını daha çok toplumsal ve duygusal bağlamda ele alır. Din psikolojisi çalışmaları, bu tür sembollerin özellikle belirsizlik dönemlerinde insanlar için anlamlı hale geldiğini gösterir (Ann Taves, Religious Experience Reconsidered, 2009).

Eleştirel Değerlendirme: Güçlü ve Zayıf Yönler

“Mührü Süleyman korur” iddiasının güçlü yanı, insanlara psikolojik destek sunabilmesidir. İnanç, kaygıyı azaltabilir; bu da dolaylı olarak daha sağlıklı kararlar alınmasına katkı sağlayabilir. Ancak zayıf yönü, bu sembole mutlak bir güç atfedildiğinde ortaya çıkar. Gerçek hayatta karşılaşılan riskler, yalnızca sembollerle ortadan kalkmaz.

İlahiyatçılar da bu noktada uyarıcı bir çizgi çizer. İslam düşüncesinde, bir nesneye bağımsız koruyucu güç atfetmek tevhid inancıyla bağdaşmaz. Korumanın Allah’tan geldiği, sembollerin ise en fazla bir hatırlatıcı olabileceği vurgulanır (Diyanet İşleri Başkanlığı, çeşitli fetva ve açıklamalar).

Kendi Yorumum: İnanç, Ama Sınırlarıyla

Kendi deneyimlerim ve okuduklarım beni şu noktaya getirdi: Mührü Süleyman’ın “nesnel olarak koruduğunu” söylemek için elimizde kanıt yok. Ancak insanların bu sembol aracılığıyla kendilerini daha güvende hissetmeleri, toplumsal bir gerçek. Sorun, bu hissin gerçek önlemlerin yerini almasıyla başlıyor.

Bir sembol, insanı güçlendirebilir; ama sorumluluğu devralamaz. İnanç, aklın ve bilginin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunda anlamlıdır.

Kaynaklar ve Güvenilirlik

Bu yazı; Kur’an ayetleri, Gershom Scholem’in Yahudi mistisizmi çalışmaları, Ann Taves’in din psikolojisi araştırmaları ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamaları temel alınarak hazırlandı. Kişisel gözlemlerim, bu kaynakların ışığında eleştirel bir süzgeçten geçirilerek paylaşıldı.

Tartışmayı Açan Sorular

Bir sembolün koruduğuna inanmak, insanı güçlendirir mi yoksa pasifleştirir mi?

Psikolojik rahatlama sağlayan bir inanç, kanıtlanabilir olmasa da değerli sayılabilir mi?

Sembollerle kurulan bağ, ne zaman sağlıklı bir destek olmaktan çıkar?

İnanç ile eleştirel düşünce arasında nasıl bir denge kurulmalı?

Bu sorulara verilecek yanıtlar, Mührü Süleyman’ın “koruyup korumadığı” tartışmasından çok, bizim korunmayı nasıl anladığımızla ilgili olabilir.
 
Üst