Gelin mumu çiçeği nasıl çoğaltılır ?

Zeynep

New member
Bizim yaptığımız daha basitti:

Aydınlık ama doğrudan öğle güneşi almayan bir yere koyduk.

Ortamı tamamen kurutmadık ama sırılsıklam da bırakmadık.

Ve bekledik.

Bir Bitkinin İnsanları Bir Araya Getirmesi

Aradan birkaç hafta geçti.

Bir akşam Nermin Hanım yeniden geldi.

Murat da çeliği kontrol etmek için saksının yanına oturdu.

Bu kez kimse konuşmadı.

Çünkü küçük bir kök görmüştük.

Öyle büyük, gösterişli bir kök değildi.

İncecik, beyazımsı bir başlangıçtı.

Ama o küçücük kök, birkaç hafta önce yaptığımız kesimin doğru yönde ilerlediğini gösteriyordu.

Nermin Hanım'ın gözleri parladı.

“Bak,” dedi. “Yaşıyor.”

Murat ise hemen ikinci soruya geçti:

“Peki ne zaman ayrı saksıya alacağız?”

İşte yine iki farklı yaklaşım.

Biri anı yaşıyordu.

Diğeri bir sonraki aşamayı düşünüyordu.

Ve ikisi de haklıydı.

Çünkü çoğaltma yalnızca kök çıkarmak değildir. Köklenen çeliğin yeni ortamına uyum sağlaması, ardından düzenli büyümesi gerekir.

Iowa State University de köklenen Hoya çeliklerinin daha sonra iyi drenajlı yetiştirme ortamına alınmasını öneriyor. Yard and Garden

Daldırma Yöntemi: Daha Az Macera, Daha Çok Güven

Herkes çeliği kesmek istemeyebilir.

Özellikle elindeki Hoya çok büyük değilse veya yalnızca tek bir sağlıklı gövdesi varsa, bitkiyi riske atmaktan çekinmek son derece anlaşılır.

Burada daldırma yöntemi güzel bir alternatif olabilir.

RHS, Hoya carnosa'nın yarı odunsu çeliklerle veya daldırma yöntemiyle çoğaltılabileceğini belirtiyor. RHS

Mantık oldukça basittir:

Sağlıklı bir gövdeyi ana bitkiden tamamen ayırmadan, uygun bir boğumun yetiştirme ortamına temas etmesini sağlarsınız. Boğum köklenmeye başladıktan sonra yeni bitkiyi ana gövdeden ayırabilirsiniz.

Bu yöntem bana hikâyenin başındaki Nermin Hanım'ı hatırlattı.

Bazı şeyleri hemen koparıp ayırmak yerine, önce bağlantıyı korumak daha güvenli olabilir.

Belki de bahçeciliğin insan ilişkilerine benzeyen taraflarından biri budur.

Her şeyi bir anda bağımsızlaştırmak yerine, bazen kendi köklerini oluşturana kadar desteklemek gerekir.

Yaprağı Dikmek Neden Her Zaman Yeni Bir Gelin Mumu Vermez?

Bu konuda forumlarda çok sık karşılaşılan bir yanılgı var.

Bir Hoya yaprağını kesip toprağa dikiyorsunuz.

Bir süre sonra yaprak kökleniyor.

Sonra insan doğal olarak “Yeni bitkim oldu” diye düşünüyor.

Fakat burada kritik ayrıntı yine boğum.

Iowa State University, yaprak çeliklerinin köklenebileceğini ancak yeni bir sarılıcı gövde oluşturabilmesi için yaprakla birlikte boğumun da bulunması gerektiğini belirtiyor. Yard and Garden

Bu ayrıntı özellikle Hoya kerrii gibi kalp yapraklı türlerde daha da önemlidir.

Yani köklenen bir yaprak görmek her zaman yeni bir sarmaşık gövdesinin oluşacağı anlamına gelmez.

Bizim çelikte özellikle gövde ve boğum kullanmamızın nedeni buydu.

Bir yaprak güzel görünebilir.

Ama yeni bir bitkinin geleceği çoğu zaman daha küçük bir ayrıntıda saklıdır.

Gelin Mumu Çiçeği Çoğaltırken Yapılmaması Gerekenler

Hikâyenin bu bölümünde biraz da başarısızlıklardan söz etmek gerekiyor.

Çünkü internette çoğaltma anlatılırken herkes başarılı olmuş gibi görünüyor.

Oysa bitki yetiştiriciliğinin gerçek yüzünde kuruyan çelikler, çürüyen gövdeler ve haftalarca hiçbir şey yapmayan saksılar da var.

En sık yapılan hatalardan bazıları şunlar:

- Sağlıksız veya hastalıklı bir gövdeden çelik almak.

- Çok fazla yaprak bırakmak.

- Boğumu yetiştirme ortamının dışında bırakmak.

- Toprağı sürekli ıslak tutmak.

- Çeliği doğrudan yakıcı güneşe koymak.

- Soğuk ortamda hızlı köklenme beklemek.

- Köklenmeyi hızlandırmak için gereğinden fazla gübre kullanmak.

- Köklenme başlamadan çeliği sürekli yerinden çıkartıp kontrol etmek.

Özellikle sonuncusu bana çok tanıdık geliyor.

İnsan merak ediyor.

“Acaba kök çıktı mı?”

Sonra çeliği çıkarıyor.

Bakıyor.

Tekrar dikiyor.

İki gün sonra yine çıkarıyor.

Sonra da “Bu Hoya neden köklenmedi?” diye şaşırıyor.

Bazen bitkiye yapabileceğimiz en büyük iyilik, ona sürekli müdahale etmemektir.

Gelin Mumunun Toplumsal Hikâyesi: Bitki Paylaşmak

Bahçecilik tarihine baktığımızda bilgi paylaşımının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

Örneğin Royal Horticultural Society, 1804 yılında Londra Bahçecilik Derneği olarak kurulduğunda amaçlarından birinin bahçecilik bilgisini geliştirmek ve paylaşmak olduğunu belirtiyor. Zaman içinde bitki koleksiyonları, botanik araştırmaları ve yetiştiricilik bilgileri daha sistemli hale geldi. RHS

Bugün ise bu bilgi yalnızca botanik bahçelerinde veya kitaplarda yaşamıyor.

Forumlarda yaşıyor.

Komşuların balkonlarında yaşıyor.

Bir arkadaşın WhatsApp grubunda gönderdiği “Şundan çelik ister misin?” mesajında yaşıyor.

Bir annenin kızına verdiği eski saksıda yaşıyor.

Bir evden taşınırken alınan küçük dalda yaşıyor.

Bu yüzden gelin mumunu çoğaltmayı yalnızca teknik bir işlem olarak görmek bana eksik geliyor.

Bir bitkiyi çoğaltmak, çoğu zaman bir bitkinin geçmişini geleceğe taşımaktır.

Nermin Hanım'ın gelin mumu belki yıllar önce başka bir evden gelen küçük bir çelikti.

Şimdi ise bizim evde yeni bir dalı vardı.

Ve o yeni dal başka bir eve gidebilirdi.

Sonunda Kökler Göründü, Ama Hikâye Bitmedi

Yaklaşık birkaç hafta sonra çeliğin kökleri belirginleşti.

Murat yeni saksıyı hazırladı.

Bu kez daha küçük bir saksı seçti.

İyi drenajlı, hava alan bir karışım hazırladık. Çeliği yerleştirdik ve kökleri zarar görmesin diye nazikçe sabitledik.

İlk sulamayı abartmadık.

Çünkü Hoya'nın etli yaprakları su depolayabilir ve fazla su özellikle köklenme döneminde sorun yaratabilir.

RHS de Hoya'ların iyi drene edilen yetiştirme ortamında tutulması gerektiğini ve ıslak toprak koşullarından kaçınılmasını vurguluyor. RHS

Bir süre sonra yeni yaprak geldi.

İşte o an hepimiz sustuk.

Çünkü o yeni yaprak, aslında yalnızca bitkinin büyüdüğünü göstermiyordu.

Bir kararın sonuçlandığını gösteriyordu.

Kesmek.

Beklemek.

Gözlemlemek.

Hata yapmamak.

Sabretmek.

Ve sonunda yeni bir başlangıca tanık olmak.

Peki Gelin Mumu Çiçeği En Kolay Nasıl Çoğaltılır?

Hikâyenin bütün ayrıntılarını bir kenara bırakırsak, uygulamanın özeti aslında oldukça anlaşılır:

Sağlıklı bir Hoya gövdesi seçin.

Üzerinde en az bir veya iki boğum bulunan bir çelik hazırlayın.

Kesimi yaprakların hemen altındaki uygun bir noktadan gerçekleştirin.

Alt yaprakları temizleyin.

Çeliği suya, nemli sphagnuma veya hava alan bir köklendirme karışımına yerleştirin.

Aydınlık fakat yakıcı doğrudan güneş almayan bir ortam sağlayın.

Sıcaklığı mümkün olduğunca dengeli tutun.

Ortamı nemli tutarken aşırı sulamadan kaçının.

Kökler geliştikten sonra küçük, iyi drenajlı bir saksıya aktarın.

Sonrasında bitkinin yeni ortamına alışmasını bekleyin.

Köklenme hormonu kullanılabilir; ancak her Hoya çeliğinin buna mutlaka ihtiyacı yoktur. Missouri Botanical Garden da birçok kolay köklenen bitkide hormonun zorunlu olmadığını, bazı durumlarda köklenmeyi hızlandırmak amacıyla kullanılabileceğini belirtiyor. Missouri Botanik Bahçesi

Ve Sonunda Kendime Şu Soruyu Sordum

Nermin Hanım'ın getirdiği o ilk saksının üzerinden aylar geçti.

Yeni Hoya artık kendi saksısında.

Henüz eski bitki kadar büyük değil.

Henüz tavana doğru uzanmıyor.

Henüz çiçek bile açmadı.

Ama artık kendi kökleri var.

Bazen bir bitkinin çoğaltılmasını izlerken, farkında olmadan kendi hayatımızdaki süreçleri de düşünüyoruz.

Her şey hemen görünür olmuyor.

Bazı gelişmeler toprağın altında gerçekleşiyor.

Bazı sonuçlar haftalarca sessiz kalıyor.

Bazı başlangıçlar ise yalnızca küçük bir dal parçası kadar önemsiz görünüyor.

Sonra bir gün yeni bir yaprak çıkıyor.

Ve geriye dönüp baktığınızda, aslında bütün hikâyenin o küçük boğumla başladığını fark ediyorsunuz.

Şimdi size asıl merak ettiğim soruyu bırakayım:

Sizin evinizde yıllardır yaşayan ve başka birinden gelen bir bitki var mı?

Hiç bir Hoya dalını çoğaltıp arkadaşınıza, annenize, kardeşinize veya komşunuza verdiniz mi?

Belki de bir sonraki gelin mumu çiçeği, satın alınmış bir bitkiden değil, bir forum üyesinin paylaştığı küçük bir çelikten büyüyecek.

Çünkü bazen bahçecilik, bitki yetiştirmekten çok daha fazlasıdır.

Bir dalı kesersiniz.

Bir kök beklersiniz.

Bir yaprak görürsünüz.

Sonra o küçük bitki, hiç tanımadığınız birinin evinde yeniden büyümeye başlar.

Ve hikâye orada bitmez.

Asıl orada devam eder.
 
Üst