Ruzgar
New member
Elektrikli Motor Su Alırsa Ne Olur?
Elektrikli Motor Su Alırsa Ne Olur?
Açık konuşayım: Elektrikli motor denince insanların önemli bir bölümü hâlâ “su değdiği anda kesin yanar” ya da tam tersine “IP koruması varsa hiçbir şey olmaz” şeklinde iki uçtan birine gidiyor. Oysa gerçek hayat bu kadar basit değil. Motorların bulunduğu makinelerde, pompaların çevresinde, araçlarda veya atölyelerde nem ve suyla karşılaşmanın oldukça farklı sonuçlarını görmek mümkün. Benim bu konudaki gözlemim, asıl problemin çoğu zaman suyun motora ilk girdiği anda değil, motor çalıştırıldıktan ve nem içeride kaldıktan sonra ortaya çıkmasıdır.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir motorun dış yüzeyinin ıslanması ile suyun sargılara, rulmanlara, klemenslere veya elektronik bileşenlere ulaşması aynı şey değildir. Ayrıca motorun IP sınıfı, suya karşı dayanıklılığı ve üreticinin kullanım koşulları bilinmeden “su aldı, kesin bozuldu” demek de teknik açıdan doğru değildir.
IEC 60529 standardı, elektrikli ekipman muhafazalarının katı cisimlere ve suya karşı sağladığı korumayı IP koduyla sınıflandırıyor. Motorlarda da IP sınıfları, su girişinin zararlı etkilerine karşı koruma seviyesini tanımlamak için kullanılıyor.
Su Motora Girdiğinde İlk Olarak Ne Değişir?
Su veya yoğun nem motorun içine ulaştığında ilk kritik noktalardan biri elektriksel yalıtımdır. Motor sargılarının birbirinden ve gövdeden güvenli biçimde izole olması gerekir. Nem bu yalıtım sistemini olumsuz etkileyebilir. Bunun sonucu hemen bir kısa devre olmak zorunda değildir; izolasyon direncinde düşme, kaçak akım artışı ve ilerleyen dönemde sargı arızası görülebilir.
Bu yüzden “Motor ıslandı ama hâlâ çalışıyor” cümlesini “Motor sağlam” şeklinde yorumlamak bana göre en tehlikeli yanlışlardan biridir.
Örneğin dışarıdan su alan bir motor ilk çalıştırmada dönebilir. Ancak içeride kalan nem, zaman içerisinde izolasyon malzemelerini etkileyebilir ve metal yüzeylerde korozyon başlatabilir. Özellikle motor sıcak-soğuk döngülerine maruz kalıyorsa yoğuşma da ayrıca sorun yaratabilir. ABB'nin motor dokümanlarında da hızlı sıcaklık değişimleri ve nemli ortamlarda motor içinde yoğuşma riskine özellikle dikkat çekiliyor.
Motor Hemen Yanmak Zorunda Değil
Bence konunun en fazla yanlış anlaşılan tarafı burası. Su alan bir elektrik motorunun kaderi sadece “çalışır” veya “yanar” değildir.
Şunlardan biri veya birkaçı meydana gelebilir:
- İzolasyon direnci düşebilir.
- Kaçak akım oluşabilir.
- Sargılarda kısa devre veya toprak kaçağı gelişebilir.
- Klemens ve bağlantı noktalarında oksitlenme meydana gelebilir.
- Rulmanlarda korozyon başlayabilir.
- Yağ veya gres özelliklerini kaybedebilir.
- Motorun ısınması artabilir.
- Verim düşebilir.
- Gürültü ve titreşim oluşabilir.
- Uzun vadede sargı veya rulman arızası ortaya çıkabilir.
Özellikle rulman konusu küçümsenmemeli. Motorun elektriksel olarak çalışıyor olması mekanik açıdan sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Motorlarda rulmanlar zaten zamanla aşınan parçalardır; su ve nem bu süreci hızlandırabilir.
Dolayısıyla “Elektrik geliyor, motor dönüyor, sorun yok” yaklaşımı oldukça zayıf bir kontrol yöntemidir.
IP65, IP66 veya IP69 Ne Anlama Geliyor?
Burada da sık yapılan bir hata var. Motorun üzerinde IP55, IP65 veya IP66 yazması, motorun her koşulda su geçirmez olduğu anlamına gelmez.
IP kodunun ilk hanesi katı cisimlere karşı, ikinci hanesi ise su girişine karşı koruma seviyesini belirtir. ABB'nin açıklamasında da ikinci hanenin muhafazanın içindeki ekipmanı suyun zararlı etkilerine karşı koruma seviyesini ifade ettiği belirtiliyor.
Dahası, koruma sınıfı belirli test koşulları için anlamlıdır. Örneğin yüksek basınçlı yıkama için özel olarak tasarlanmış IP69 motorlarda bile üreticinin belirlediği koşullar vardır. ABB'nin IP69 motor açıklamasında yüksek basınçlı su püskürtme testinin belirli sıcaklık, basınç, mesafe ve süre koşulları altında yapıldığı görülüyor.
Bu nedenle “IP65 motoru hortumla istediğim kadar yıkayabilirim” şeklindeki bir çıkarım doğru değildir.
Tatlı Su ile Tuzlu Su Aynı Değildir
Su deyip geçmemek gerekiyor. Suyun içeriği de önemlidir.
Temiz su ile tuzlu suyun elektriksel ve kimyasal etkileri aynı değildir. Tuzlu su, metal yüzeylerde korozyon açısından çok daha agresif bir ortam oluşturabilir. Aynı şekilde kirli, kimyasal içeren veya iletkenliği yüksek sıvılar motor açısından daha ciddi risk taşıyabilir.
Bir motor yalnızca “kurudu” diye eski durumuna dönmüş kabul edilmemelidir. İçeride başlayan korozyon veya kirlenme gözle görülmeden devam edebilir.
Özellikle denizcilik, gıda, tarım, atık su ve dış ortam uygulamalarında motorun yalnızca IP sınıfına değil, kullanılan malzemelere, contalara, kablo rakorlarına, drenaj sistemine ve çalışma koşullarına birlikte bakılması gerekir. Nitekim endüstriyel motor üreticileri zorlu ortamlar için farklı IP seviyeleri, özel boya sistemleri, paslanmaz parçalar ve farklı yatak çözümleri sunuyor.
Su Alan Motor Çalıştırılır mı?
Ben burada “bir deneyelim, belki çalışır” yaklaşımına karşıyım.
Motorun içine gerçekten su girdiğinden şüpheleniliyorsa enerjiyi kesmek ve motoru uzman kontrolüne almak daha doğru bir yaklaşımdır. Çünkü motorun dönmesi, elektriksel olarak güvenli olduğu anlamına gelmez.
Özellikle şebeke gerilimiyle çalışan motorlarda ıslak bir motoru doğrudan enerjilendirmek hem motorun kendisine zarar verebilir hem de elektrik çarpması ve yangın açısından ciddi risk oluşturabilir.
Motorun durumunu değerlendirmek için yalnızca gözle kontrol yeterli değildir. İzolasyon direnci ölçümü, bağlantıların incelenmesi, gerektiğinde sargıların ve rulmanların kontrol edilmesi gibi işlemler motorun gerçek durumunu anlamaya yardımcı olur.
Burada ölçümün yetkin bir kişi tarafından, motorun üretici talimatlarına ve uygun test prosedürlerine göre yapılması önemlidir. “Megger tuttum, değer çıktı, tamamdır” şeklindeki yüzeysel yaklaşım da yeterli olmayabilir. Test gerilimi, motorun yapısı ve üretici tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.
Elektrikli Motor Su Alırsa Ne Olur?
Açık konuşayım: Elektrikli motor denince insanların önemli bir bölümü hâlâ “su değdiği anda kesin yanar” ya da tam tersine “IP koruması varsa hiçbir şey olmaz” şeklinde iki uçtan birine gidiyor. Oysa gerçek hayat bu kadar basit değil. Motorların bulunduğu makinelerde, pompaların çevresinde, araçlarda veya atölyelerde nem ve suyla karşılaşmanın oldukça farklı sonuçlarını görmek mümkün. Benim bu konudaki gözlemim, asıl problemin çoğu zaman suyun motora ilk girdiği anda değil, motor çalıştırıldıktan ve nem içeride kaldıktan sonra ortaya çıkmasıdır.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir motorun dış yüzeyinin ıslanması ile suyun sargılara, rulmanlara, klemenslere veya elektronik bileşenlere ulaşması aynı şey değildir. Ayrıca motorun IP sınıfı, suya karşı dayanıklılığı ve üreticinin kullanım koşulları bilinmeden “su aldı, kesin bozuldu” demek de teknik açıdan doğru değildir.
IEC 60529 standardı, elektrikli ekipman muhafazalarının katı cisimlere ve suya karşı sağladığı korumayı IP koduyla sınıflandırıyor. Motorlarda da IP sınıfları, su girişinin zararlı etkilerine karşı koruma seviyesini tanımlamak için kullanılıyor.
Su Motora Girdiğinde İlk Olarak Ne Değişir?
Su veya yoğun nem motorun içine ulaştığında ilk kritik noktalardan biri elektriksel yalıtımdır. Motor sargılarının birbirinden ve gövdeden güvenli biçimde izole olması gerekir. Nem bu yalıtım sistemini olumsuz etkileyebilir. Bunun sonucu hemen bir kısa devre olmak zorunda değildir; izolasyon direncinde düşme, kaçak akım artışı ve ilerleyen dönemde sargı arızası görülebilir.
Bu yüzden “Motor ıslandı ama hâlâ çalışıyor” cümlesini “Motor sağlam” şeklinde yorumlamak bana göre en tehlikeli yanlışlardan biridir.
Örneğin dışarıdan su alan bir motor ilk çalıştırmada dönebilir. Ancak içeride kalan nem, zaman içerisinde izolasyon malzemelerini etkileyebilir ve metal yüzeylerde korozyon başlatabilir. Özellikle motor sıcak-soğuk döngülerine maruz kalıyorsa yoğuşma da ayrıca sorun yaratabilir. ABB'nin motor dokümanlarında da hızlı sıcaklık değişimleri ve nemli ortamlarda motor içinde yoğuşma riskine özellikle dikkat çekiliyor.
Motor Hemen Yanmak Zorunda Değil
Bence konunun en fazla yanlış anlaşılan tarafı burası. Su alan bir elektrik motorunun kaderi sadece “çalışır” veya “yanar” değildir.
Şunlardan biri veya birkaçı meydana gelebilir:
- İzolasyon direnci düşebilir.
- Kaçak akım oluşabilir.
- Sargılarda kısa devre veya toprak kaçağı gelişebilir.
- Klemens ve bağlantı noktalarında oksitlenme meydana gelebilir.
- Rulmanlarda korozyon başlayabilir.
- Yağ veya gres özelliklerini kaybedebilir.
- Motorun ısınması artabilir.
- Verim düşebilir.
- Gürültü ve titreşim oluşabilir.
- Uzun vadede sargı veya rulman arızası ortaya çıkabilir.
Özellikle rulman konusu küçümsenmemeli. Motorun elektriksel olarak çalışıyor olması mekanik açıdan sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Motorlarda rulmanlar zaten zamanla aşınan parçalardır; su ve nem bu süreci hızlandırabilir.
Dolayısıyla “Elektrik geliyor, motor dönüyor, sorun yok” yaklaşımı oldukça zayıf bir kontrol yöntemidir.
IP65, IP66 veya IP69 Ne Anlama Geliyor?
Burada da sık yapılan bir hata var. Motorun üzerinde IP55, IP65 veya IP66 yazması, motorun her koşulda su geçirmez olduğu anlamına gelmez.
IP kodunun ilk hanesi katı cisimlere karşı, ikinci hanesi ise su girişine karşı koruma seviyesini belirtir. ABB'nin açıklamasında da ikinci hanenin muhafazanın içindeki ekipmanı suyun zararlı etkilerine karşı koruma seviyesini ifade ettiği belirtiliyor.
Dahası, koruma sınıfı belirli test koşulları için anlamlıdır. Örneğin yüksek basınçlı yıkama için özel olarak tasarlanmış IP69 motorlarda bile üreticinin belirlediği koşullar vardır. ABB'nin IP69 motor açıklamasında yüksek basınçlı su püskürtme testinin belirli sıcaklık, basınç, mesafe ve süre koşulları altında yapıldığı görülüyor.
Bu nedenle “IP65 motoru hortumla istediğim kadar yıkayabilirim” şeklindeki bir çıkarım doğru değildir.
Tatlı Su ile Tuzlu Su Aynı Değildir
Su deyip geçmemek gerekiyor. Suyun içeriği de önemlidir.
Temiz su ile tuzlu suyun elektriksel ve kimyasal etkileri aynı değildir. Tuzlu su, metal yüzeylerde korozyon açısından çok daha agresif bir ortam oluşturabilir. Aynı şekilde kirli, kimyasal içeren veya iletkenliği yüksek sıvılar motor açısından daha ciddi risk taşıyabilir.
Bir motor yalnızca “kurudu” diye eski durumuna dönmüş kabul edilmemelidir. İçeride başlayan korozyon veya kirlenme gözle görülmeden devam edebilir.
Özellikle denizcilik, gıda, tarım, atık su ve dış ortam uygulamalarında motorun yalnızca IP sınıfına değil, kullanılan malzemelere, contalara, kablo rakorlarına, drenaj sistemine ve çalışma koşullarına birlikte bakılması gerekir. Nitekim endüstriyel motor üreticileri zorlu ortamlar için farklı IP seviyeleri, özel boya sistemleri, paslanmaz parçalar ve farklı yatak çözümleri sunuyor.
Su Alan Motor Çalıştırılır mı?
Ben burada “bir deneyelim, belki çalışır” yaklaşımına karşıyım.
Motorun içine gerçekten su girdiğinden şüpheleniliyorsa enerjiyi kesmek ve motoru uzman kontrolüne almak daha doğru bir yaklaşımdır. Çünkü motorun dönmesi, elektriksel olarak güvenli olduğu anlamına gelmez.
Özellikle şebeke gerilimiyle çalışan motorlarda ıslak bir motoru doğrudan enerjilendirmek hem motorun kendisine zarar verebilir hem de elektrik çarpması ve yangın açısından ciddi risk oluşturabilir.
Motorun durumunu değerlendirmek için yalnızca gözle kontrol yeterli değildir. İzolasyon direnci ölçümü, bağlantıların incelenmesi, gerektiğinde sargıların ve rulmanların kontrol edilmesi gibi işlemler motorun gerçek durumunu anlamaya yardımcı olur.
Burada ölçümün yetkin bir kişi tarafından, motorun üretici talimatlarına ve uygun test prosedürlerine göre yapılması önemlidir. “Megger tuttum, değer çıktı, tamamdır” şeklindeki yüzeysel yaklaşım da yeterli olmayabilir. Test gerilimi, motorun yapısı ve üretici tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.